
Bebekler, duygusal, dilsel ve motor beceriler açıdan olgunlaşmamış olarak dünyaya gelir. Doğumdan itibaren beyin gelişiminin sağlıklı biçimde ilerleyebilmesi için çevreden gelen uyaranlara ihtiyaç duyar. Bu uyarılar, çocuğun iletişim kurmasını, sosyal beceriler geliştirmesini ve duygusal yeterlilik kazanmasını sağlayan temel girdilerdir. Erken çocukluk döneminde yeterli ve nitelikli uyaranlara maruz kalmamak ise çocuğun gelişiminde kalıcı riskler doğurabilmektedir.
“Uyaran”, çocuğun çevreden maruz kaldığı ve gelişimini etkileyen her türlü girdiyi ifade eder. Bunlar;
Görsel (yüz ifadeleri, objeler, renkler),
İşitsel (sesler, konuşma, müzik),
Dokunsal (sarılma, temas),
Dilsel (konuşma, hikâye, şarkı),
Proprioseptif (hareket, beden farkındalığı)
Duygusal uyarıları kapsar.
Anne-baba veya bakım verenin çocukla kurduğu her türlü etkileşim, oyun oynama, hikâye anlatma, şarkı söyleme, çocuğun seslenmesine yanıt verme, birlikte yemek yeme veya sosyal ortamlara katılma çocuğa sunulan uyaranlar arasında yer alır.
Çocukların çevresel uyaranlara en duyarlı olduğu dönem 0–3 yaş aralığıdır. Bu dönem, beyin gelişiminin en hızlı olduğu ve nöral bağlantıların çevresel deneyimlerle şekillendiği kritik bir zaman dilimidir. Erken yıllarda alınan dilsel ve sosyal uyaranlar, beynin yapısal ve işlevsel gelişiminde belirleyici rol oynar.
Bu dönemde çocuğa sunulan uyaranların miktarı ve niteliği arttıkça, beyindeki nöral aktivite de artmakta; bu durum dil, bilişsel ve sosyal becerilerin gelişimini desteklemektedir.
Uyaran eksikliği, çocuğun duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimi için gerekli psikososyal ihtiyaçlarının uzun süre yeterince karşılanmaması ve çevresel uyarılara sınırlı düzeyde maruz kalması sonucu ortaya çıkan bir durumdur.
Bu durumda çocuğun fiziksel ihtiyaçları karşılanmakta ancak yetişkinin çocukla kurduğu etkileşimler:
Duygusal olarak duyarsız,
Dilsel ve sosyal açıdan yetersizdir,
Düzensiz ve sınırlıdır.
Bu durumda çocuk ile sosyal çevresi arasındaki etkileşim azalır veya tamamen ortadan kalkar. Sonuç olarak çocuğun gelişimi için gerekli bilişsel ve sosyal çevresel girdiler ya çok azdır ya da hiç yoktur.
Uyaran eksikliği yaşayan çocuklarda özellikle şu alanlarda belirgin zorluklar gözlenir:
Kelime haznesinin çok sınırlı olması
Konuşmanın hiç gelişmemesi veya ciddi gecikmesi
Sesli uyaranlara yeterli tepki vermeme
Sınırlı göz teması
İsme tutarsız yanıt verme
Akran ilişkilerinde zorluk
Sosyal uyum problemleri
Bu belirtiler nedeniyle uyaran eksikliği, klinik olarak sıklıkla otizm spektrum bozukluğu ile karıştırılabilmektedir. Ancak uyaran eksikliği yaşayan çocukların sosyal iletişim becerileri genellikle otizmli çocuklara kıyasla daha iyidir; sınırlı da olsa göz teması kurabilir ve isimlerine yanıt verebilirler.
Küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve sosyoekonomik değişimler ile birlikte uyaran eksikliği giderek daha yaygın hale gelmiştir. Özellikle:
Uzun süre televizyon, tablet ve telefon kullanan,
Akran etkileşiminden yoksun,
Sosyal ortamlardan izole büyüyen çocuklarda
uyaran eksikliği riski artmaktadır.
Araştırmalar, erken çocukluk döneminde aşırı ekran süresinin konuşma ve dil gelişiminde gecikme ile ilişkili olduğunu ve diğer gelişim alanlarını da olumsuz etkilediğini göstermektedir (Al Hosani ve ark., 2023; Muppalla ve ark., 2023).
Amerikan Pediatri Akademisi (AAP):
2 yaş altı çocuklar için ekran süresini önermemekte,
2–5 yaş arası çocuklar için ekran süresini günde en fazla 1 saat ile sınırlandırmaktadır.
Konuşma gecikmesi olan çocukların büyük bir kısmının bu önerilerin üzerinde ekran maruziyetine sahip olduğu bildirilmektedir.
Erken dönemde yeterli uyaran almayan çocuklarda:
Beynin bilişsel ve sosyal işlevlerle ilişkili bölgelerinde gelişimsel yavaşlama,
Nöral sistemlerde işlevsel bozulmalar,
Duygusal ve bilişsel olgunlaşmada gecikme
gözlenebilmektedir.
Araştırmalar, okul öncesi dönemde uyaran eksikliğine maruz kalan çocukların, daha sonra zenginleştirilmiş çevrelerde gelişim gösterseler bile, erken yetişkinlik döneminde tipik gelişim düzeyine tam olarak ulaşamadıklarını ortaya koymaktadır.


Uyaran eksikliği, çocuğun:
Dil ve konuşma gelişimini,
Sosyal iletişim ve etkileşim becerilerini,
Duygusal düzenleme kapasitesini,
Bilişsel ve akademik işlevselliğini
çok boyutlu ve uzun süreli biçimde olumsuz etkilemektedir.
Erken bakım deneyimlerinin kalitesi, çocuğun aldığı dilsel ve sosyal girdilerin niteliğini doğrudan belirler. Bu nedenle erken çocukluk döneminde çocuğa sunulan uyaranların miktarı kadar niteliği de önem taşımaktadır.
Aksaray’da çocuklarda uyaran eksikliği, konuşma gecikmesi ve sosyal iletişim güçlükleri alanlarında çalışan uzmanlarımız; çocukların gelişim düzeylerini kapsamlı biçimde değerlendirmekte ve ailelerle iş birliği içinde bireyselleştirilmiş destek programları oluşturmaktadır. Erken çocukluk döneminin kritik öneminin bilinciyle, ebeveynlere rehberlik eden, çocukların yaşına ve ihtiyaçlarına uygun gelişimsel müdahaleleri temel alan bütüncül yaklaşımlar sunmaktayız. Aksaray ve çevresinde çocuk gelişimi, çocuk psikolojisi ve erken müdahale alanlarında bilimsel temelli çözümler arayan aileler için, çocuğunuzun sosyal, dilsel ve duygusal gelişimini desteklemeyi amaçlayan profesyonel hizmetler sağlamaktayız.
Al Hosani, S. S., Darwish, E. A., Ayanikalath, S., Al Mazroei, R. S., Al Maashari, R. S., & Wedyan, A. T. (2023). Screen time and speech and language delay in children aged 12–48 months in UAE: A case–control study. Middle East Current Psychiatry, 30(1), 47.
Muppalla, S. K., Vuppalapati, S., Reddy Pulliahgaru, A., & Sreenivasulu, H. (2023). Effects of excessive screen time on child development: An updated review and strategies for management. Cureus, 15(6), e40608.


